Bir çiçeğin yapısını, bir hücrenin çalışmasını, bir yıldızın ışığını öğreniyoruz. Peki bu bilgiler bize Yaratıcımızı nasıl tanıttırır?
Bilgiden tefekküre
Her fen, kâinatın başka bir yönünü açar. Tanıdıkça daha dikkatli bakarız.
Fenlerde öğrendiğimiz her bilgi, kâinata daha dikkatli bakmamıza yardım eder. Tefekkür, gördüğümüz şeyin nasıl işlediğini öğrenirken onun taşıdığı hikmeti ve bize tanıttırdığı ilahî isimleri de düşünmektir.
Bir organın görevini bilmek ilk adımdır. O organın bedenin bütünüyle uyumunu, karşılanan ihtiyacı ve hayatımıza kattığı değeri fark etmek, bu bilgiyi derinleştirir.
- Fenler neyi gösteriyor?Ölçüden ve düzenden Allah’ı tanımaya
- Bu düzen niçin kurulmuş?Kâinat sarayının gayesi
- Ben bu dünyada ne yapacağım?Vazife, sermaye ve imanın hayata etkisi
- Nasıl bir varlığım?İnsanın kıymeti ve gelişme istidadı
Fen, bir varlığın yapısını, işleyişini ve diğer varlıklarla ilişkisini inceler.
Bu ölçülü ve ihtiyaçlara cevap veren işleyişte ilim, kudret, hikmet ve rahmeti düşünürüz.
Allah’ı tanıma; şükür, muhabbet ve kullukla insanın davranışlarına yön verir.
İSTASYON 1 / 8
Yeryüzü bir eczane
Bu fennin lisanı: molekül · mizan · doz
Bir eczaneyi düşün: Farklı maddeler, belli miktarlarda bir araya getirilir. Sonucun faydalı olması, maddenin özelliğine ve kullanılan ölçüye bağlıdır. Eczane bize yalnız malzemeyi değil, o malzemeyi tanıyan ve ölçüsünü bilen bir ilmi de düşündürür.
Şimdi aynı dikkatle yeryüzüne bakalım. Canlıların yapılarında, hayatın sürmesine hizmet eden çok çeşitli terkipler bulunur. Tıp ve kimya, bu terkipleri araştırdıkça onların inceliğini daha iyi görmemizi sağlar.
Allah’ı nasıl tanıttırır? Burada dikkat çeken, maddelerin bir arada bulunması kadar, belli ölçülerle hayatın ihtiyaçlarına hizmet etmesidir. Böyle bir ölçü ilmi; faydaya yönelen işleyiş hikmeti tanıtır. Buradan Cenab-ı Allah’ın Alîm ve Hakîm isimleri üzerinde düşünürüz.
- TerkipAynı elementler, farklı bağlarla çok farklı özellikler kazanır.
- ÖlçüBir maddenin etkisi, miktarına ve kullanıldığı şartlara bağlıdır.
Laboratuvar: Doz terazisi
Deney 1Temsili miktarı değiştir. Bir etki için ölçünün neden önemli olduğunu düşün.
Ölçü kavramını gösteren kurmaca model; değerler bir ilaca ait değildir.
Bir terkibi öğrenirken, onun ölçüsünü ve hayata hizmetini de düşünürüm. Bu bilgi, her şeyi bilen ve hikmetle yaratan Rabbimi tanımama vesile olur.
İSTASYON 2 / 8
Her hücre bir fabrika
Bu fennin lisanı: motor · çark · tezgâh
Bir fabrikada üretim, enerji, malzeme ve taşıma birlikte çalışır. Tek bir parçayı tanımak yetmez; parçaların aynı sonuca nasıl hizmet ettiğini de bilmek gerekir.
Yeryüzü, sayısız üretimin birlikte gerçekleştiği büyük bir fabrika gibidir. Toprakta farklı bitkiler yetişir; canlılarda farklı maddeler üretilir. Hücrenin içindeki enerji üretimi, protein yapımı ve taşıma işleri bu temsili yakından görmemize yardım eder.
Allah’ı nasıl tanıttırır? Hücredeki bir işlem, diğer işlemlerle ilişkili çalışır. Bu birlikte işleyiş, bütünü kuşatan bir ilmi ve sanatlı yaratılışı gösterir. Parçaların birbirine hizmetini okumak, Cenab-ı Allah’ı Alîm, Kadîr ve Sâni’ olarak tanımaya bir penceredir.
- İş bölümüProtein üretimi, enerji ve taşıma birbirine bağlı süreçlerdir.
- BütünlükBir parçanın görevini, hizmet ettiği bütünü tanıyarak anlarız.
Laboratuvar: Fabrika turu
Deney 2Hücrenin kısımlarına dokun.
Yeryüzündeki ve hücredeki üretime bakınca, birbiriyle ilişkili işlerin aynı hayata hizmet ettiğini görürüm. Bu uyumda ilahî ilim, kudret ve sanatı düşünürüm.
İSTASYON 3 / 8
Zemin bir rahmet ambarı
Bu fennin lisanı: erzak · ambalaj · mevsim
Bir iaşe ambarının işi, ihtiyacı olanlara uygun erzakı hazırlamak ve ulaştırmaktır. İaşe, beslenme ihtiyaçlarının karşılanması demektir. Burada bolluk kadar, besinin onu kullanacak canlıya uygunluğu da dikkat çeker.
Dünya, canlıların beslenmesine hizmet eden geniş bir rızık ambarıdır. Baharla birlikte yeryüzündeki sofralar yenilenir. İnsanların, kuşların, böceklerin ve diğer canlıların beslenmesine hizmet eden farklı kaynaklar ortaya çıkar.
Allah’ı nasıl tanıttırır? Besini incelerken onu bekleyen ihtiyacı da görürüz. Bir meyvenin oluşması; ışık, su, toprak ve bitkinin birlikte işleyişine bağlıdır. Bu geniş rızık düzeni Allah’ın Rezzâk ismini; ihtiyaçlara cevap veren ikramı Rahmân ismini tanıttırır.
- İhtiyaç ve karşılıkCanlının beslenme ihtiyacı ile kullanabildiği besin birlikte incelenir.
- MevsimOlgunlaşma zamanı tür, iklim ve yetiştirme şartlarına göre değişir.
Laboratuvar: Ambalaj müfettişi
Deney 3Bir meyve seç, ambalajını incele.
Takvim, Türkiye’deki yaygın hasat dönemlerini yaklaşık gösterir; bölgeye ve çeşide göre değişir.
Soframdaki nimeti düşünürken onun gelişine hizmet eden geniş düzeni fark ederim. Rızkı vereni tanımak, nimeti şükürle kullanmaya ve paylaşmaya çağırır.
İSTASYON 4 / 8
Zeminde ve bedende bir ordu
Bu fennin lisanı: nefer · teçhizat · kumanda
Bir orduda herkesin görevi, donanımı ve ihtiyacı aynı değildir. Farklı birliklerin birlikte çalışması, her birinin vazifesine uygun şekilde hazırlanmasını gerektirir.
Baharda yeryüzünde görünen bitki ve hayvan topluluklarını düşünelim. Her türün beslenmesi, korunması ve hayatını sürdürmesi farklıdır. Bu kadar farklı ihtiyacın birlikte karşılanması, bir ordunun sevk ve idaresine benzetilir.
Allah’ı nasıl tanıttırır? Farklı ihtiyaçların aynı yeryüzünde birlikte karşılanması, bütün canlıları bilen ve gözeten Rabbimizi tanıttırır. Bedenin savunmasındaki görev paylaşımı da bu bakışı açan bir örnektir: Bağışıklık hücreleri farklı işler yapar, aynı bedenin korunmasına hizmet eder.
- YeryüzündeBaharın bitki ve hayvan toplulukları; farklı ihtiyaçlar, ortak idare.
- BedenimizdeBağışıklık sisteminde tanıma, haberleşme ve savunma birlikte işler.
Laboratuvar: Alarm!
Deney 4Bir virüs girdi. Ordunun hareketini adım adım izle.
Her canlının ayrı ihtiyacını, her görevin ayrı donanımını düşünürüm. Çeşitlilik içinde gözetilen bu hayatlar, Rabbimin ilmini ve muhafazasını tanımama vesile olur.
İSTASYON 5 / 8 · TEMSİLÎ GÖRSEL
Âlem sarayının lambaları
Bu fennin lisanı: ışık · enerji · yörünge
Bir şehrin aydınlatılması için enerji kaynağı, lambalar ve bir işleyiş düzeni gerekir. Şimdi gökyüzüne bakalım: Dünya, Güneş’ten ışık ve ısı alır; yıldızlar da kendi işleyişleri içinde ışık verir.
Astronomi, yıldızların hareketini ve gelişimini; fizik, enerji üretimini açıklar. Güneş’in enerjisi, çekirdeğindeki nükleer füzyondan gelir. Bu süreçleri öğrenmek, gökyüzündeki kudret ve düzeni daha ayrıntılı düşünmemize yardım eder.
Allah’ı nasıl tanıttırır? Bu büyük işleyiş, Cenab-ı Allah’ın kudretini ve idaresini tanıttırır. Güneş’in dünyadaki hayata hizmetini fark ettiğimizde, büyüklüğün yanında hikmet ve rahmeti de düşünürüz. Bir fizik kanununu öğrenmek, bu kanunla işleyen âlem üzerindeki tefekkürü derinleştirir.
- EnerjiGüneş’in çekirdeğinde füzyon yoluyla enerji üretilir.
- Hayat şartlarıSıvı su imkânı; uzaklığın yanında atmosfer ve başka şartlara da bağlıdır.
Laboratuvar: Lambanın mesafesi
Deney 5Uzaklığı değiştir, alınan güneş enerjisinin nasıl değiştiğini gör. Yeşil kuşak temsili bir sıvı su bölgesidir.
Güneş’i tanıdıkça ışığın kaynağını, gökyüzünün işleyişini ve bunların hayata hizmetini düşünürüm. Bu geniş âlemde Rabbimin kudretini ve hikmetini okurum.
İSTASYON 6 / 8
Bir çekirdekte bir kitap
Bu fennin lisanı: A · T · G · C
Bir kitapta harfler kelimelere, kelimeler cümlelere hizmet eder. Bir sayfayı anlamak için parçaları ve aralarındaki ilişkiyi birlikte okumak gerekir.
Kâinat da parçaları birbiriyle ilişkili, anlamlarla dolu bir kitap gibidir. Bir ağaç bir kelime, çekirdek de o ağacın gelişmesine ait özeti taşıyan bir nokta gibidir. Küçük bir varlık, kendisinden çok daha geniş bir işleyişle ilişkilidir.
Allah’ı nasıl tanıttırır? Varlıklardaki bu anlamlı ilişkiler, ilim ve hikmeti tanıttırır. DNA, bugünkü bilgilerimizle düşünmeye yardımcı bir örnektir: Dizileri, hücrenin işleyişinde kullanılan bilgiyi taşır. Bir tohumun gelişmesi ise bu bilginin çevreyle birlikte işlemesini gerektirir. Buradan Alîm ve Hakîm isimlerini düşünürüz.
- Yaklaşık 3 milyarİnsan genomunun bir kopyasındaki baz çifti sayısı.
- A · T · G · CDNA’nın dizilerini oluşturan dört bazın kısaltmaları.
Etkinlik: Dört sembolle kodla
Deney 6Bir kelime yaz; dört sembolle nasıl kodlanabildiğini gör. Bu, gerçek bir DNA dizisi üretmeyen bir kodlama benzetmesidir.
Çekirdeği ağacıyla, hücreyi canlıyla birlikte okurum. Küçük bir varlıkta geniş bir işleyişe hizmet eden bilgiyi görmek, ilahî ilim ve hikmet üzerinde düşünmeye çağırır.
İSTASYON 7 / 8
Ayçiçeğinde bir hesap
Bu fennin lisanı: sayı · oran · ölçü
Matematik, bir işleyişin içindeki ölçüyü görünür kılar. Bir formül kurduğumuzda yalnız bir sayı bulmayız; varlıklar arasındaki düzenli bir ilişkiyi de ifade ederiz.
Bitkilerin yaprak ve tohum dizilişleri, bu bakış için yakınımızdaki örneklerdir. Buradaki model, dönme açısını değiştirince dizilişin nasıl değiştiğini gösterir. Doğadaki biçimleri matematikle incelemek, benzerlikleri ve farklılıkları daha dikkatli görmemizi sağlar.
Allah’ı nasıl tanıttırır? Varlıkların ölçülü işleyişinde ilahî hikmeti düşünürüz. Hesabı ifade eden formül, bizim işleyişi tanımamıza hizmet eder. Ölçülü yaratılış üzerindeki tefekkür ise Cenab-ı Allah’ın ilmini ve hikmetini tanımaya yönelir.
- ModelSabit açıyla yerleştirilen noktaların dizilişini inceliyoruz.
- ÖlçüAçı değiştiğinde noktaların dağılımı da değişir.
Laboratuvar: Çiçeği sen tasarla
Deney 7Açıyı değiştir. Yarım derece sapınca ne olduğuna bak.
Ölçüyü hesaplamak, yaratılıştaki incelikleri görmemi sağlar. Bu ölçüyü öğrendikçe Rabbimin ilmi ve hikmeti üzerinde daha dikkatli düşünürüm.
İSTASYON 8 / 8
Beden bir saat
Bu fennin lisanı: nabız · sinyal · şifa
Şimdi kendi bedenine bak: Bu satırı okurken gözün ışığı alır, sinirlerin iletir, zihnin anlam kurar. Aynı anda kalbin kanı dolaştırır, akciğerlerin solunuma katılır. Pek çok iş, sen onları tek tek yönetmeden sürer.
Fizyoloji, bu işlerin nasıl gerçekleştiğini ve organların birbirine nasıl hizmet ettiğini araştırır. Tıp, bu bilgiyi sağlığı korumak ve hastalıkları tedavi etmek için kullanır.
Allah’ı nasıl tanıttırır? Bu işleyişi öğrenmek, bana verilmiş hayatın inceliğini fark ettirir. Bedenimde ilahî sanat ve hikmeti; iyileşme imkânlarında Şâfî ismini düşünürüm. Sağlığım bir emanet olduğundan, bedenime özen göstermek ve gerektiğinde tedaviye başvurmak da sorumluluğumdur.
- Birlikte işleyişDolaşım, solunum ve sinir sistemi aynı hayatın sürmesine hizmet eder.
- EmanetSağlığı korumak, bana verilen bedeni özenle kullanmaktır.
Laboratuvar: Senin kalbin
Deney 8Dakikada 72 atış ve atış başına 70 mL varsayımıyla, sayfa açıldığından beri geçen süre için temsili bir hesap.
Bedenimi tanımak, bana verilmiş hayatın kıymetini fark ettirir. Bu hayatı şükürle karşılamak; sağlığımı korumayı ve imkânlarımı faydalı işlerde kullanmayı gerektirir.
Farklı fenler, aynı âlem
Bir meyveyi kimya terkibiyle, biyoloji gelişmesiyle, fizik ışık ve suyla ilişkisi üzerinden inceler. Her fen başka bir yönü açar; inceledikleri hayat birbirine bağlıdır.
Bu bilgiler, Allah’ın isimlerini tanımaya açılan pencerelerdir. Aynı varlıkta ilim, kudret, hikmet ve rahmet birlikte düşünülebilir.
Buradan yeni bir soruya geçiyoruz: Bu kadar anlamlı ve birbiriyle ilişkili işin içinde insanın vazifesi nedir?
Aynı ilim, iki bakış
Önce varlığın işleyişini öğrenelim; ardından bu bilginin açtığı tefekkür penceresine bakalım. Mana-yı harfî, bir varlığa Yaratıcısını tanıtan bir işaret olarak bakmaktır.
Hangi fen, hangi ismi okuyor?
Bu derste her örnekle öne çıkardığımız ismi eşleştir. Bir fen, birden çok ilahî ismi tanımaya vesile olabilir.
Fenler
İsimler
Bu düzen niçin kurulmuş?
Fenlerle kâinatın işleyişine baktık. Şimdi bir adım daha atalım: Bu eserlerin, güzelliklerin ve nimetlerin gayesi nedir?
Sanatını ve zenginliğini bir sarayda gösteren bir sultan düşünelim. Sarayda eserler sergilenir, sofralar hazırlanır, misafirler davet edilir. Bir rehber, eserlerin ne anlattığını ve misafirlerin nasıl karşılık vereceğini açıklar.
Temsildeki saray kâinattır. Eserlerdeki ilim ve sanat, Allah’ın isimlerini tanıtır; nimetler rahmetini tattırır. İnsan, bu anlamları anlayabilecek duygu ve yeteneklerle karşılık vermeye davet edilir. Güzelliği takdir eder, ikramı fark eder, Rabbini tanır ve sever.
Sarayın rehberi Hz. Muhammed’dir (aleyhissalâtü vesselâm). Kur’ân, kâinatın taşıdığı anlamı ve insanın kulluk vazifesini açıklar. Böylece gördüğümüz eserden, nasıl yaşayacağımıza uzanan yol aydınlanır.
Gördüğümüz şey bizi neye çağırır?
- İlim ve sanat
- Yaratıcımızı tanımaya; eserleri dikkatle incelemeye.
- Rahmet ve ikram
- Nimeti vereni sevmeye; nimeti şükürle kullanmaya.
- Güzellik ve hikmet
- Takdir ve tefekküre; hayatımızı bu anlamı gözeterek yaşamaya.
İnsan bu âlemin anlamını fark edebilen bir misafirdir. Sofradan faydalanırken ikramı vereni de tanır. Gördüğü eserlerde Allah’ın isimlerini okur; bu tanımayı kullukla hayatına taşır.
İnsan dünyaya niçin gelir?
İnsan yemek, dinlenmek ve barınmakla hayatını sürdürür. Bunun yanında hakikati araştırır, güzelliği takdir eder, adalet ister, sever ve sevdiklerinin ebedî yaşamasını arzu eder. Bu kadar geniş yetenek, geniş bir vazifeyi düşündürür.
Duygularımız, nimetlerin değerini anlayan teraziler; yeteneklerimiz, Allah’ın isimlerini tanımaya açılan anahtarlar gibidir. Dil farklı tatları ayırt eder, göz güzelliği görür, akıl ilişkileri kavrar. İnsan bu imkânlarla Rabbini tanır, nimetlerini fark eder ve şükreder.
Kulluk, bu tanımaya hayatımızla karşılık vermektir: İbadet etmek, doğru davranmak ve bize verilen imkânları Allah’ın rızasını gözeterek kullanmak. Namaz, bu yönelişi günün içinde yeniden toplar; insanın şükür, dua ve bağlılığını ifade eder.
Bunu bir lokmada görebiliriz
Bir meyveyi yerken tadını fark ederim. Onun oluşmasına hizmet eden suyu, ışığı, toprağı ve ağacı düşünürüm. Bana ulaşan nimetin değerini anlayınca şükrederim.
Bu şükrün davranışıma da karşılığı olur: İhtiyacım kadar alırım, israf etmem, paylaşırım. Günlük bir yemek, dikkat ve niyetle Rabbimi tanımaya ve O’na karşılık vermeye vesile olur.
Bu dünyadaki vazifem: Bana verilen hayatla Allah’ı tanımak, sevmek, O’na kulluk etmek ve ebedî hayata hazırlanmak.
Elimdeki sermayeyi nasıl kullanacağım?
Bir hizmetçiye elbise alması için yirmi altın verilir. Diğerine bin altın ve bir talimat verilerek ticarete gönderilir. İkincinin bütün parasını bir elbiseye harcaması, kendisine verilen büyük imkânın gayesini kaçırmasıdır.
Şimdi kendi ömrümüzü ve yeteneklerimizi bu temsilin ışığında düşünelim. Akıl, kalp, duyular ve irade büyük bir sermayedir. Bunlarla hakikati öğrenebilir, iyiliği seçebilir, insanlara faydalı olabiliriz. Gündelik ihtiyaçlarımızı karşılarken bu geniş vazifeyi de gözetiriz.
Bir yeteneğin değeri, kullanıldığı gayeyle açılır. Öğrendiğim bilgiyle bir sorunu çözmek, becerimle birine yardım etmek, irademle haksız bir davranışı durdurmak; sermayemi meyve verecek işlerde kullanmaktır.
Bir ölçü, bir ayna
Küçük bir işi planlarken bilgiye, iradeye ve güce ihtiyaç duyarım. Bu tecrübem, kâinattaki kapsamlı işleyişi ilim ve kudret açısından düşünmeme yardımcı bir ölçü olur.
Açlığım rızkın, güçsüzlüğüm yardımın, ihtiyacım ikramın kıymetini fark ettirir. Bu yüzden eksikliklerim de Rabbimi tanımaya bir kapı açabilir.
Buradaki ayna, Allah’ın isimlerinin eserlerini hayatımda fark etmektir. Bana verilen ilmi, gücü ve imkânı O’ndan bilerek kullanırım.
Bir duygunu seç, vazifesini düşün
Bu örnekler günlük hayat içindir. Aynı sermayenin alışkanlıkla tüketilmesini ve bilinçli bir gayeye yönelmesini karşılaştır.
İman hayatıma nasıl yön verir?
Rabbimi tanımak, kendimi ve yaşadıklarımı nasıl anlamlandırdığımı etkiler. Nimet karşısında şükre, karar verirken sorumluluğa, güçsüz kaldığımda duaya yönelirim. İman, insanı Yaratıcısına bağlar; hayatını O’na güvenerek ve rızasını gözeterek yaşamasına yön verir.
- Çalışırken
Sınava hazırlanırım, eksiklerimi gideririm, elimden geleni yaparım. Sonucu Allah’a bırakırım. Tevekkül, çalıştıktan sonra her şeyi kendi gücümle yönetmek zorunda olmadığımı bilmektir.
- Nimet içindeyken
Başarımı ve imkânlarımı bir emanet olarak görürüm. Şükür; bilgiyle, zamanla ve maddî imkânla başkasına faydalı olma niyetine de dönüşür.
- Zorlandığımda
Üzüntümü ve ihtiyacımı dua ile Rabbime arz ederim. Dua, kulluk ve yakınlıktır. İstediğim sonucun hemen gerçekleşmesiyle sınırlı düşünmem; cevabı Allah’ın hikmetiyle birlikte anlamaya çalışırım.
- Geleceğe bakarken
Ömrümü ebedî hayata hazırlık olarak görürüm. Geçici bir faydanın yanında, yaptığım işin kalıcı değerini de düşünürüm. Ahirete iman, iyiliğe devam etmek ve sorumluluk taşımak için bir istikamet verir.
İnsan nasıl bir varlıktır?
Mahiyet, insanın nasıl bir varlık olduğunu; neye muhtaç, neye kabiliyetli ve hangi gayeye yönelmiş bulunduğunu anlatır. Bedenimi tanımak bu sorunun bir yönüdür. Aklımın, kalbimin, arzularımın ve seçimlerimin anlamı da bu soruya dahildir.
İman bir intisaptır: İnsanın Yaratıcısına bağlanmasıdır. Bir sanat eserinin değeri yalnız malzemesiyle anlaşılmaz; üzerindeki sanat da okunur. İnsan da Allah’ın isimlerinin eserlerini taşıyan kıymetli bir varlıktır. İman, kendisini bu bağla tanımasını sağlar.
Bu bakışla insan kendini yalnız sahip oldukları ve başardıkları üzerinden değerlendirmez. Kendisine verilmiş hayatın ve yeteneklerin kıymetini görür; bunları yerli yerinde kullanmak için sorumluluk taşır.
Gücüm sınırlı, ihtiyaçlarım geniş
Hayatımın pek çok şartını kendim sağlayamam. Suya, havaya, besine ve başkalarının yardımına ihtiyaç duyarım. Bir dostumu severken onunla ayrılmadan kalmayı da isterim. İsteklerim, elimle ulaşabildiğim alanı aşar.
Acz, gücümün sınırlılığını; fakr, ihtiyaçlarımı kendim karşılayamayışımı ifade eder. Bunları fark etmek, Cenab-ı Allah’ın kudret ve rahmetine yönelmek için bir vesile olur.
Bu yönelişte dua ve kulluk yer alır. İhtiyacımı kabul eder, yardım ister, bana verilen imkânlarla çalışırım. Rabbime bağlılığım, sınırlarımı tanıyarak yaşamamı sağlar.
Bir çekirdek gibi gelişebilirim
Bir çekirdekte ağaca dönüşme istidadı, yani gelişme kabiliyeti vardır. Bu imkânın açılması, uygun bir yöneliş ve işleyiş ister. İnsanın yeteneklerini de böyle düşünebiliriz.
Aklımı öğrenmeye, kalbimi Allah’ı tanımaya ve sevmeye, irademi iyiliğe yönelttikçe bende verilmiş kabiliyetler gelişir. Gerçek ilerleme, bütün bu yeteneklerin vazifelerini yapmasıyla olur.
Duygularımın yalnız anlık isteklere hizmet etmesi, geniş istidadımı dar bir alana sıkıştırır. Bu yüzden her seçimde, hangi yeteneğimi neye yönelttiğimi düşünebilirim.
Ahsen-i takvim, insanın bu geniş kabiliyetlerle güzel bir yaratılışa sahip oluşunu ifade eder. Bu kabiliyetleri iman ve salih amelle geliştirmek yükselişe; vazifelerini unutturup heveslere bağlamak ise düşüşe yol açar. İnsan, seçimleriyle gelişmesinin yönüne katılır.
İçimde her duygunun bir vazifesi var
İnsanın iç dünyası da farklı vazifelerin birlikte yürütüldüğü bir saray gibidir. Akıl, kalp ve duyuların her biri kendi vazifesini yerine getirmelidir. Hepsini tek bir hevesin emrine vermek, bu sarayın işleyişini daraltır.
Merakım doğru bilgiyi aramaya, sevgim vefaya ve şefkate, öfkem ölçülü bir adalet arayışına hizmet edebilir. İradem, bu duygularla nasıl davranacağıma yön verir.
Kendimi tanımak, hangi duygumun neye yöneldiğini fark etmektir. Kendimi geliştirmek ise Rabbimin verdiği bu sermayeyi iman ve kullukla vazifesine yöneltmektir.
Fenlerle âlemdeki eserleri okuduk; bu düzenin içindeki vazifemizi düşündük. Şimdi o vazifeyi taşıyabilecek yeteneklerimizi tanıyor, hayatımızı hangi gayeye yönelteceğimizi daha bilinçli seçiyoruz.